İlk bakışta, atık yağın, eski akünün ve kullanılmış filtrenin nereye gittiği çoğu zaman gündeme gelmez. Otomotiv bakim ile ilgili çevresel sorumluluk boyutu, bugün en az teknik boyutu kadar önemli hale geldi.
Bir arıza yolda ortaya çıktığında ilk hedef onarım değil, güvenli konuma geçmektir. Otomotiv bakim konusunda ne kadar bilgili olsanız da şerit üzerinde yapılan müdahale her zaman risklidir.
Bununla birlikte, tek araç için işleyen yöntemler, onlarca araçlık bir filoda hızla yetersiz kalır. Filo ölçeğinde otomotiv bakim konusunda başarı, standart prosedürler ve merkezi kayıt disiplini ile sağlanır.
Öte yandan, araç başına duruş süresi, ticari kullanımda doğrudan gelir kaybı anlamına gelir. Bu nedenle otomotiv bakim ile ilgili planlamalar, iş yoğunluğunun düşük olduğu dönemlere kaydırılarak yapılmalıdır.
İlk aşamada amaç ustalaşmak değil, aracı tanımaktır. Otomotiv bakim konusunda temel kavramları öğrenmek, hangi parçanın nerede durduğunu görmek ve kontrol noktalarını ezberlemek bile sonraki bakımları kolaylaştırır. Küçük ve geri dönüşü olan işlerle başlayıp kademeli ilerlemek en sağlıklı yoldur.
Aynı araç, farklı iklim ve yol koşullarında bambaşka davranır. Türkiye geneli bölgesinde hâkim olan hava sıcaklığı, nem oranı, rakım ve yol yüzeyi kalitesi, otomotiv bakim konusunda uygulanacak periyotları doğrudan etkiler. Bu nedenle üreticinin genel takvimini bölgesel gerçeklerle harmanlamak gerekir.
Kayıt tutmak da yasal ve ticari açıdan önemlidir. Yetkili serviste yapılan işlemlerin faturalandırılması, garanti kapsamının korunması ve olası bir kaza sonrası sorumluluk tartışmalarında otomotiv bakim ile ilgili belgelerin ispat gücünü artırır.
Genellikle, teklifin işçilik, parça ve varsa yağ bedelini ayrı ayrı gösteren yazılı bir belge olmasını isteyin; sadece toplam tutar söylenen sözlü tekliflerde sürprizle karşılaşma riski yüksektir. En az üç farklı servisten teklif alıp kullanılacak parçanın markasını ve garanti süresini karşılaştırmak sağlıklı bir sonuç verir. İşlem sonrası değişen eski parçaların size gösterilmesini talep etmek de yaygın bir haktır.}
Lastik basıncı en az ayda bir soğukken kontrol edilmeli ve araç üzerindeki etiketteki değerlere ayarlanmalıdır. Diş derinliği yasal sınır olan 1,6 milimetrenin altına düşmemeli, mevsimsel lastik kullanımında sıcaklık 7 derecenin altına indiğinde kış lastiğine geçilmelidir. Ayrıca rot balans ayarı ve lastik yaşı da düzenli olarak takip edilmelidir.
Direksiyonun titremesi, aracın düz yolda bir tarafa çekmesi ya da lastiklerin tek taraflı aşınması rot ve balans ayarı gerektiğini gösterir. Genel olarak her 10-15 bin kilometrede bir, ayrıca lastik değişimi ve sert bir çukura girildikten sonra kontrol yaptırmak gerekir. Bozuk ayar hem lastik ömrünü kısaltır hem de yakıt tüketimini artırır.}
Bu nedenle, bakım aralığı öncelikle aracın kullanım kılavuzunda belirtilen kilometre ve süre değerlerine göre belirlenir. Şehir içi kısa mesafe, tozlu yol veya sık dur kalk gibi zorlu koşullarda üretici aralığın kısa tutulmasını önerir. Kilometre dolmasa bile genellikle yılda bir kez bakım yapılması tavsiye edilir.
Aracınızın kullanım kılavuzundaki periyotlara uymak, otomotiv bakim ile ilgili sürprizleri en aza indirir ve garanti haklarınızı korumanıza yardımcı olur.